Kayıtlar

Dijital Detoks: Telefonu Sadeleştir, Zihni Rahatlat

​ Hani bazen eline telefonu alırsın, ekranı sağa sola kaydırıp durursun ama aslında ne aradığını bile bilmezsin ya... İşte o an, dijital olarak tıka basa dolu olduğunun bir kanıtıdır. Telefonumuzda kullanmadığımız, unuttuğumuz o kadar çok uygulama var ki, hepsi arka planda çalışıp hem şarjımızı hem de dikkatimizi çalıyor. Peki, bu fazlalıklardan kurtulmanın vakti gelmedi mi? Aslinda mesele sadece telefonda yer açmak değil, zihindeki o lüzumsuz gürültüyü de susturmak. Kullanmadığın uygulamaları sildiğinde, o ekranda gördüğün her  bir anlamı olduğunu fark ediyorsun. Bu da insana müthiş bir hafiflik veriyor. İşte sana telefonu sadeleştirmek ve zihnini rahatlatmak için birkaç öneri: ilk olarak, ana sayfanı sadece en çok kullandığın ve gerçekten faydalı uygulamalarla sınırlandır. Simgeleri dağınıklıktan kurtar. ikincisi, bildirimleri gerçekten önemli olan uygulamalarla sınırla. Sürekli gelen uyarılar dikkatini dağıtır ve seni telefona bağlar. Üçüncüsü, sık kullandığın uygulama...

Kendini aramak

" Bazen hayatın koşturmacası içinde, "Ben şu an ne yapıyorum, gerçekten kimim?" diye kendine sorduğun o anlar olur ya... İşte Sumire de tam olarak o anları yaşayan biri. Haruki Murakami’nin Sputnik Sevgilim romanındaki Sumire, aslında hepimizin içindeki o hiç durmadan arayan ruhun bir yansıması gibi. Sumire için yazmak, sadece bir kalem oynatmak değil; tam anlamıyla bir varoluş biçimi. Gerçek dünyanın katı kuralları, bitmek bilmeyen sorumluluklar ve o yorucu sosyal ilişkiler ona biraz dar geliyor. Bu yüzden o, kelimelerin dünyasına sığınmayı seçiyor. Birçoğumuzun hayatın karmaşasından yorulup sessiz bir köşeye çekilmek, müzik dinlemek ya da sadece hayallere dalmak istemesi gibi, Sumire de "kaybolmayı" bir kaçış değil, bir keşif alanı olarak kullanıyor. Peki, neden bu kadar çok arıyor? Aslında gerçeklikten uzaklaştıkça, kendi içindeki o en hakiki, en saf haline daha da yakınlaşıyor. Yani kelimeler onun için hem bir pusula hem de bir ayna. Ama işin içine o me...

Tarihin ve Doğanın Kucağında Bir Mola: Sinop

​ Karadeniz’in en kuzey ucunda, denizin ve tarihin iç içe geçtiği huzurlu bir köşe: Sinop. Doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve damak çatlatan lezzetleriyle Sinop, unutulmaz bir tatil deneyimi vadediyor. Eğer rotanızı bu güzel şehre çevirdiyseniz, işte keşfetmeniz gereken yerler ve mutlaka denemeniz gereken lezzetler. Sinop'ta Mutlaka Gezilmesi Gereken Yerler   Sinop Tarihi Cezaevi: Şehrin en ikonik noktası olan bu tarihi yapı, artık bir müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.   Hamsilos Tabiat Parkı: Türkiye'nin tek fiyordu olarak bilinen Hamsilos, yeşilin ve mavinin buluştuğu eşsiz bir doğa harikası.   Akliman: Sakinliği arayanlar için muhteşem bir durak; piknik yapmak ve deniz havası almak için ideal.   Sinop Kalesi ve Surları: Şehrin panoramik manzarasını izleyebileceğiniz, tarih kokan yürüyüş rotası. Sinop Mutfağının İmza Lezzetleri Sinop Mantısı Cevizli ve sarımsaklı yoğurtlu sosuyla meşhur, şehrin en sevilen yemeği  Nokul İçerisinde üzüm, ceviz v...

Öğrendikçe büyüyoruz: çocuk gelişim temel bilgiler *2

​ Fiziksel Gelişim: Temel Kavramlar ve Terimler   Fiziksel Büyüme:  Bütün vücudun ve parçaların büyümesidir. Hücre sayısının artışı; uzunlamasına, genişlemesine ve derinlemesine büyüme ile gerçekleşir.   Süreç:  Fiziksel büyüme anne karnında başlar. Erkeklerde 22-23, kadınlarda 21-22 yaşlarında sona erer ve toplamda dört kat gelişim olur. Fiziksel Gelişimi Etkileyen Etmenler   Doğum Öncesi:  Annenin yaşı, beslenmesi, çoklu gebelik geçirmesi, kullandığı ilaçlar, kötü alışkanlıklar, radyasyon, hastalıklar, duygusal faktörler, çevre kirliliği vb. yer alır.   Doğum Sırası:  Sorunlar yaşanması; beyin hasarı, oksijen yetersizliği, beyin felci, epilepsi veya zihinsel geriliğe yol açabilir.   Doğum Sonrası:  Cinsiyet, beslenme, hastalık, kaza, çevre kirliliği, anne-çocuk ilişkileri, tutum ve davranışlar, akran grupları, toplum değerleri vb.   Sosyo-Ekonomik Etkenler:  İklim ve mevsimler, psikolojik etmenler, yorgunluk yer alır. Fizikse...

Öğrendikçe büyüyoruz: çocuk gelişim temel bilgiler *1

​ Gelişim Dönemleri ve Gelişimi Etkileyen Etmenler Gelişim Dönemleri   İlk Çocukluk Dönemi:  Bebeklik döneminin sona ermesiyle birlikte başlayan 2-6 yaş aralığını kapsar. Okul öncesi dönemdeki temel becerilerin kazanıldığı ve çocuğun benmerkezci yapıda olduğu bir dönemdir.   Orta Çocukluk Dönemi:  6-12 yaş arasını kapsar ve "okul yılları" olarak adlandırılır. Bu dönemde fiziksel, motor, bilimsel ve sosyal beceriler artar; çocuk bağımsızlaşmaya başlar.   Ergenlik ve Son Çocukluk Dönemi:  Gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Ergenlik, fiziksel gelişimin yanı sıra bazı uyum sorunlarını da beraberinde getirebilir. Gelişimi Etkileyen Etmenler Gelişim, çok yönlü ve karmaşık bir süreçtir. Bu süreci etkileyen unsurlar şunlardır:   Biyolojik Etmenler:  Kalıtım ve hormonlar.   Çevre Etmenleri:  Doğum öncesi, doğum hali ve doğum sonrası olmak üzere üçe ayrılır.   Etkileşim:  Kalıtım ve çevre etkileşimi. Araştırmaların Ortaya Koyduğu Sonuç:...

Öğrendikçe Büyüyoruz:

​ Çocuklar ve Çatışmalar Üzerine Yeni Bir Yolculuk Merhaba dostlarım, bugün sizlerle "Kelimelerle Dostluk" köşemde biraz daha özel bir süreçten bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda çocuk gelişimi, özellikle de çatışma anlarını "oyun ve masalla" nasıl yönetebileceğimiz üzerine yeni eğitimler almaya, videolar izlemeye başladım. Öğrendikçe fark ettim ki; bizler genellikle çocukların çatışmalarını "durdurulması gereken bir gürültü" olarak görüyoruz. Oysa onlar, o an kendi dünyalarını kuruyorlar! Sizinle Birlikte Büyüyorum Bu süreçte öğrendiğim her teknik, her masal kurgusu ve her pratik çözüm, bundan sonra bloğumun bir parçası olacak. Eksiklerim olabilir, hatalar yapabilirim ama bildiğim bir şey var; öğrendikçe paylaşmak en güzel dostluktur. Şimdi sizden ricam; evde çocuklarla çatışma yaşadığınız anlarda en çok neye ihtiyaç duyuyorsunuz? Hangi konuda bir masal kurgusu veya oyun senaryosu istersiniz? Yorumlarda buluşalım, birlikte "çözüm masalları" üre...

Küçük şeylerle mutlu olmak ; Yağmur, kahve ve kitap üçlüsü

​yağmurlu ve sakin bir günden merhaba🌧️ Bazı günler büyük planlara, kalabalık mekanlara ya da bitmek bilmeyen aktif aktivitelere ihtiyaç duymayız. Aksine ruhumuz sağ sakinlik ve huzur arar. Büyük benim için tam olarak böyle bir gün.  Sadece yağmur sesini dinlemek… Böyle günlerde yapılacak en güzel şey, zamanı oldukça yavaşlatmak. Acele etmeden, tadını çıkara çıkara demle sıcak bir kahveyle hazırlamak; o kahvenin tadını odada yayılarak uzun zamandır kapı açmayı beklediğimiz bir kitabın sayfasında kaybolmak…  Aslında mutlu olmak için ne kadar şeye ihtiyacımız olduğunu, böyle sakin günlerde daha iyi anlıyoruz. Bir fincan kahve, iyi bir kitap ve pencere dışarı bakan o huzurlu böyle değil… Peki sizin yağmurlu gün rutinniz ne?