Sessiz pazar

Okuyup bir cümlede bile kendinden bir şey bulan herkese şimdiden hoş geldin demek istiyorum.

Yolculuk başlıyor. Kalpten kaleme…

Bugün sessiz bir pazar. Saatler ağır, kelimeler yavaş. Her şey yerli yerinde ama bir eksiklik duygusu var havada. Sessizliğin içinde bir huzur var elbet, ama bazen bu huzur bile insanı sıkıştırabiliyor. Sanki çok şey söylenmek üzere bekliyor ama kimse ilk kelimeyi fısıldamıyor.

Böyle zamanlarda çocukluk geliyor akla… Mahalledeki koşuşturmalar, kalabalık sofralar, misafirliğin bir bayram sevinciyle yaşandığı o günler. O günlerde zaman hızlıydı belki ama doluydu; şimdi ise yavaş ama boş gibi.

Bugünün sessizliği, eski günlerin gürültüsünü hatırlatıyor. Belki de bu yüzden insan, bazen pazar günlerini sadece geçmişe açılan bir pencere gibi hissediyor.

Ve bu pencereye her baktığında, bir çocuk kahkahası duyuluyor uzaktan… Belki bir top sesi, belki annesinin “içeri gel artık!” diyen sesi. Oysa şimdi, sadece rüzgârın sesi var. Ve kahve, içilirken geçmişi ısıtıyor.

Sessizlik bazen iyi gelir, ama insan sesi de gerek arada. Neyse ki anılar, hiç susmuyor . Sessiz Pazara hoş geldiniz…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yalnızlığı yeniden tanımak

Beni Ben Yapan Sessizlikler

"Aşkını değil, aşkı gözet. Bir insanın hayatının en güzel anı, başka bir insana hayatının en güzel anını yaşatmak olabilir:"