Sade ve Güçlü: Dua ve Su

Son zamanlarda bir şeyi daha çok fark ediyorum:

Bazen dua ederken su içer gibi içim ferahlıyor,

bazen de bir yudum su içerken içten içe şükrediyorum.

Hayat ne kadar karmaşık görünse de, aslında bizi ayakta tutan şeyler çok sade:

Bir dua, bir içtenlik, bir yudum su…

Duaların önemini zamanla daha derinden anlamaya başladım.

Öyle büyük sözler etmeye gerek yok.

Sadece içinden geleni samimiyetle söylemek yetiyor.

Yolun nereye gideceğini bilmesen de, dua seni o yolda güçlü tutuyor.

Bazen cevap beklemiyorsun bile, sadece içini dökmek iyi geliyor.

Bunun yanında bedenimizin de böyle sade ama önemli ihtiyaçları var.

Yakın zamanda “canlı su” konusunu öğrendim.

Suyun durduğu, beklediği yer değil; aktığı, temiz olduğu hali canlıymış.

Ve biz de o canlılığı içimize alabiliyormuşuz.

Eskiden sadece susayınca su içerdim.

Ama şimdi içtiğim suya bile daha çok dikkat eder oldum.

Çünkü su da, dua gibi…

Hem bedeni hem ruhu besliyor.

Belki bu yüzden bazı şeyler zamanla anlam kazanıyor.

Daha sade yaşıyoruz, daha çok fark ediyoruz.

“Bazen aradığımız şifa, bir bardak su kadar yakın,

ya da bir dua kadar içten olabilir.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yalnızlığı yeniden tanımak

Beni Ben Yapan Sessizlikler

"Aşkını değil, aşkı gözet. Bir insanın hayatının en güzel anı, başka bir insana hayatının en güzel anını yaşatmak olabilir:"